Bazı Çocuklar Çok Şanslı!

“Emredersiniz komutanım!” diyordu Hasan. Cümlenin emir kipiyle çekimlenmiş yüklemi leş gibi bira kokan bir ağızdan çıkar çıkmaz   “Emredersiniz komutanım!” diyordu  ve buyurulan şey her ne ise hemen onu yapmaya koyuluyordu.

Yapmıştı,yapardı,yapıyordu. Ama yine de dişlerini sızlatan, gözlerini zonklatan,her yerini ağrıtan şu sebepsiz dayaklardan bir türlü kurtulamıyordu.Askerde miydi sanki Hasan? Değildi. Suçu neydi ? Kul gücüyle erişilebilecek her şeyi becerir, insan aklının alabileceği her şeyi düşünürdü.

Okumaya devam et “Bazı Çocuklar Çok Şanslı!”

Geç Git

 

Yolda bir çiçek gördü. Çok güzel bir çiçek. “Nasıl olsa ömrünün vadesi fazla uzun değil” diyerek üzerine basıp geçti.Çirkin ayaklarının geniş tabanıyla çiğneyip geçti.Gereksiz bir yer kaplayan iri cüssesinin tüm ağırlığını vererek ezip  geçti.Pembe, zarif,nazlı nazlı sallanan birkaç yaprağa daha ne gerek vardı.Özenile bezenile yaratılmış bu Allah vergisinin zaten aşırı derecede güzel olan dünyamıza bir güzellik daha katmasına izin vermedi.

Okumaya devam et “Geç Git”

Abdullah

Uyanamıyordum. Üzerimde bir ağırlık var  gibiydi.  Hiçbir yerim ağrımıyordu, hiçbir yerim tutulmamıştı. Saatlerce uyumuştum, yatağım rahattı.  Aklıma takılan bir şey yoktu . Ama bir türlü gözlerimi aralayamıyor, başımı kaldıramıyordum. Üzerimde bir ağırlık vardı. İnsan olmanın ağırlığı mıydı?

-Abi! Abiiii! Bu kimin salası? Kim ölmüş?

Okumaya devam et “Abdullah”

El- Kuhl

 

                               

Gözlerimi diktim duvardaki saate bakıyordum. Sanki birazdan karşısındakini bıçaklayıp ilk cinayet tecrübesini edinecek bir “gözü dönmüş” gibi. Düşmanımcasına.Ya HU diyordum ne var sanki zamanı ölçmesek. Alarmı kurmasak, geç kalmasak. Zamanın nasıl geçtiğini anlamasak.Yaşlandığımızı sürekli olarak hissetmesek. Ne var sanki, ne var, ne var… diyerek yine bir işimi daha son dakikaya bırakıp yetiştiremediğim o gün bu sığ düşüncelerle içimden felsefe yapıyordum . Ve saat kabak gibi iki buçuktu. Kullanma ihtiyacı duyup oksijen gönderme çabalarına girişince o güzel beynimi kalbimi, bedenimi ve tüm ruhumu balkonuma attım.

Okumaya devam et “El- Kuhl”

Necati Amca’nın Kadın Tasnifi

Siz bilmezsiniz Necati Amca vardır. Ben de Necati Amca’nın kadınlarla ilişkisini bilmem.Ama edindiği tecrübelere,  gözlemlerine dayanarak  kendince yapmış olduğu bir sınıflandırma vardır. Ona göre kadınlar üçe ayrılır. Şöyledir:

     1. Kümesbaş: Bu kadın akşama kadar evdedir. Ancak sıcacık sobanın başında gün boyu pinekleyip durduğundan mıdır nedir akşam olduğunda hiçbir işini yetiştirememiş, kocacığına bir kap yemek dahi pişirememiştir.Adam eve geldiğinde onu elinde bir baş soğanla karşılar. O soğan daha kesilip doğranacak, salçayla kavuşturulup aş edilecektir.Bekleyin ki ne zamana…

Okumaya devam et “Necati Amca’nın Kadın Tasnifi”

Nerede Hüzün

 Bir menekşenin boyun büküşünde

Menekşeyi sulayan kadının acı gülüşünde

Hiç ağlamamış gibi göz süzüşünde

Yokken bi şeyde bi şey dalıp gidiverişinde

Bir kavak ağacının koyu gölgesinde

Nasırlı ellerde,yılgın yorgun yürüyüşlerde

Bir tas suyun nahoş serinliğinde

Okumaya devam et “Nerede Hüzün”