İç Döküş

Kusursuz kul bilmem hanginiz?
İyiyi kötüyü bir tek siz mi bellersiniz?
Saklayınız o ince aklınızı kendinize
İstenmedikçe kimseye vermeyiniz!
Lafınızı dirheme koymadınız bir kere
Nereye gider sonu ucu görmediniz.
Hak payı bulmak yerine kırıp döktüklerinize
Azıcık içinize dert ediniz.

Okumaya devam et “İç Döküş”

Adem’in Yuları

Bir yağmur bulutu gibi dolu içim.

Canım burnumda,ha çıktı ha çıkacak!

Pencereme konan kuşlar ötüşürdü.

Hep güneşliydi havalar.

Allı güllü çiçeklerim ha soldu ha solacak.

Gerildi iyice bu  “Adem’in yuları”

İnceldiği yerden ha koptu ha kopacak!

Nerede Hüzün

 Bir menekşenin boyun büküşünde

Menekşeyi sulayan kadının acı gülüşünde

Hiç ağlamamış gibi göz süzüşünde

Yokken bi şeyde bi şey dalıp gidiverişinde

Bir kavak ağacının koyu gölgesinde

Nasırlı ellerde,yılgın yorgun yürüyüşlerde

Bir tas suyun nahoş serinliğinde

Okumaya devam et “Nerede Hüzün”