İç Döküş

Kusursuz kul bilmem hanginiz?
İyiyi kötüyü bir tek siz mi bellersiniz?
Saklayınız o ince aklınızı kendinize
İstenmedikçe kimseye vermeyiniz!
Lafınızı dirheme koymadınız bir kere
Nereye gider sonu ucu görmediniz.
Hak payı bulmak yerine kırıp döktüklerinize
Azıcık içinize dert ediniz.

Okumaya devam et “İç Döküş”

Adem’in Yuları

Bir yağmur bulutu gibi dolu içim.

Canım burnumda,ha çıktı ha çıkacak!

Pencereme konan kuşlar ötüşürdü.

Hep güneşliydi havalar.

Allı güllü çiçeklerim ha soldu ha solacak.

Gerildi iyice bu  “Adem’in yuları”

İnceldiği yerden ha koptu ha kopacak!

Bazı Çocuklar Çok Şanslı!

“Emredersiniz komutanım!” diyordu Hasan. Cümlenin emir kipiyle çekimlenmiş yüklemi leş gibi bira kokan bir ağızdan çıkar çıkmaz   “Emredersiniz komutanım!” diyordu  ve buyurulan şey her ne ise hemen onu yapmaya koyuluyordu.

Yapmıştı,yapardı,yapıyordu. Ama yine de dişlerini sızlatan, gözlerini zonklatan,her yerini ağrıtan şu sebepsiz dayaklardan bir türlü kurtulamıyordu.Askerde miydi sanki Hasan? Değildi. Suçu neydi ? Kul gücüyle erişilebilecek her şeyi becerir, insan aklının alabileceği her şeyi düşünürdü.

Okumaya devam et “Bazı Çocuklar Çok Şanslı!”

Geç Git

 

Yolda bir çiçek gördü. Çok güzel bir çiçek. “Nasıl olsa ömrünün vadesi fazla uzun değil” diyerek üzerine basıp geçti.Çirkin ayaklarının geniş tabanıyla çiğneyip geçti.Gereksiz bir yer kaplayan iri cüssesinin tüm ağırlığını vererek ezip  geçti.Pembe, zarif,nazlı nazlı sallanan birkaç yaprağa daha ne gerek vardı.Özenile bezenile yaratılmış bu Allah vergisinin zaten aşırı derecede güzel olan dünyamıza bir güzellik daha katmasına izin vermedi.

Okumaya devam et “Geç Git”